Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Tedavisi

Gül hastalığı kırmızı, pul pul ve sıklıkla kaşıntılı olan cilt lezyonlarıyla ortaya çıkan, yaygın olarak yaşanan bir cilt hastalığıdır. Durum genellikle 10 ile 40 yaş arasındaki insanları etkilemektedir ve kadınlarda erkeklere oranla biraz daha yaygındır.

Çoğu durumda, belirtiler 4-8 hafta veya en fazla 3 ay içinde kendiliğinden düzelmektedir. Gül hastalığı nasıl geçer? Genellikle de, özel bir tedaviye gerek yoktur. Tedavilerim esas olarak amacı kaşıntı gibi belirtilerin hafifletilmesi veya sekonder bakteriyel enfeksiyonların veya diğer komplikasyonların önlenmesine yöneliktir.

Gül hastalığı tedavileri seçenekleri arasında cilt nemlendiricileri veya yumuşatıcıları, kortikosteroid içeren kremler ve benzeri maddeler bulunmaktadır. (1)

Cilt Nemlendiriciler veya Yumuşatıcıları

Cilt nemlendiriciler veya yumuşatıcıları cildi nemlendiren veya yatıştırmayı hedefleyen cilt kremleridir. Bu yöntem, kaşıntıdan kurtulmaya yardımcı olmaktadır. Cilt nemlendiricilerini merhemler ya da losyonlar formunda edinmek de mümkündür.

Bazı kişilere nemlendirici özelliği olan sabunlar reçete edilebilmektedir. Normal sabunlar sert olmalarından ötürü tahrişe yol açabilmekte ve yağ tabakasını cilt üzerinde temizleyebilmektedir. Hastalara bu sabunlardan kaçınmaları ve daha yüksek nemlendirici veya yumuşatıcı içerikli sabunlar kullanmaları önerilmektedir. Bunlar sıklıkla kaşınmayı gidermek ve cildin kuruluğunu önlemek için uygulanmaktadır.

Nemlendirici veya yumuşatıcılar cilde nazikçe uygulanmalıdır ve kuvvetlice cilde sürtme gibi olası bir tahriş edici durumdan kaçınılmalıdır. (2)

Kortikosteroid İçeren Kremler

Bu ilaçlar iltihaplanmayı azaltmayı amaçlamaktadır. Bu ilaçların çoğunun doktor tarafından reçete edilmesi gerekmektedir. Yumuşatıcılar yardımcı olmazsa, kortikosteroidler verilmektedir. Kortikosteroidler, insan vücudundaki adrenal bez tarafından üretilen sentetik bir hormondur. Kızarıklık ve iltihaplanmanın neden olduğu kaşıntıyı azaltarak hastaya yardımcı olmaktadırlar.

Kremler, günde bir veya iki kez cildin etkilenen bölgelerine hafifçe uygulanmalıdır. Steroid kremler bir hafta boyunca reçete edilmez ve genellikle orta seviye bir dozaj önerilir. Bunun nedeni, aniden kesildiğinde iltihaplanma gibi komplikasyonlara yol açabilme riski olmasıdır. Diğer yandan, bazı insanlar ilaçları ilk uyguladıklarında hafif bir yanma ya da batma hissi yaşayabilmektedir. Bu genellikle geçici bir yan etkidir ve zamanla geçmektedir. (3)

Antihistamin İçeren Haplar

Antihistaminler kaşıntıyı azaltabilecek antialerji ilaçlarıdır. Bu sınıfın en yaygın ilaçları Hidroksizin veya klorfenamin olarak bilinmektedir.

Klorfenamin gibi birinci nesil antihistaminikler sedasyon ve uyuşukluğa neden olmaktadır ve daha önce alerjiler için kullanılmıştır. Bunlar gül hastalığı olan hastaların daha iyi uyumalarına yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte, hastaların bu ilacı kullanırken ağır makine kullanmamaları önerilmektedir. (4)

Ultraviyole B Işınları Tedavisi

Gül hastalığı olan ve hiçbir tedavi neticesinde olumlu bir yanıt alamayan kişiler için UV B ışık tedavisi önerilebilmektedir. Bu yöntem, etkilenen cildi bir dermatolog veya cilt uzmanının gözetiminde, düzenli aralıklarla birkaç dakika UV B ışınlarına maruz kalmayı içermektedir. Doğal güneş ışığına maruz kalma da yararlı olabilmektedir ancak bu durum, güneş yanıklarına neden olabilir, uzun vadede de cilt kanseri gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir.

Diğer İlaçlar

Diğer ilaçlar arasında, herpes enfeksiyonlarında kullanılabilecek antiviral bir ilaç olan asiklovir bulunmaktadır. Döküntüler üzerinde ikincil bakteri enfeksiyonun gelişmesi durumunda enfeksiyonları tedavi etmek için antibiyotiklere ihtiyaç duyulabilmektedir. (5)

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedir?

Gül hastalığı ya da diğer isimleriyle pityriasis rosea ve rozasea, genellikle göğüs, karın veya sırt bölgesinde, büyük dairesel veya oval noktalar olarak başlayan bir döküntüsüdür. Noktalar şeklinde olan bu döküntüler en fazla 10 cm büyüklüğünde olabilmektedir.

Gül hastalığı döküntüleri özellikle sırtta ortaya çıktığı zaman tıpkı dalları sarkan bir ağaca benzemektedir. Bu hastalık her yaş grubunu etkileyebilmektedir. Genellikle 10 ile 35 yaşları arasındaki kişilerde görülmektedir. Genellikle 10 hafta içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Diğer yandan, gül hastalığı kaşıntıya da yol açabilmektedir. Tedavisi ise belirtileri hafifletmeye yardımcı olmaktadır. (6)

Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedir? detayları için

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Belirtileri

Gül hastalığı nasıl anlaşılır? Döküntülerin çoğu 4-8 hafta kadar sürmektedir. Gül hastalığı başlangıcı belirtileri 3 hafta ya da 12 hafta kadar sonra kaybolabilmektedir. Döküntü, sadece küçük bir nokta (haberci döküntü) ile başlar sonra ise tek bir büyük yama halini alır. Birkaç gün sonra göğüs, sırt, kol ve bacaklarda daha fazla cilt döküntüsü görülecektir. (7)

  • Büyük tek bir noktadan sonra gelen döküntüler
  • Kırmızı bir renk alabilen döküntüler
  • Küçük kırmızı döküntüler küçük oval yamalar haline gelir
  • Yamalar merkezde kıvrımlı ve gevşek gibi görünebilir
  • Döküntü kaşıntılı olabilir
  • Genellikle üst gövde ve üst kollar etkilenir
  • Yamaları, kaburga çizgisine göre şekil alabilir
  • Döküntü üst uyluklara yayılabilir
  • Bazen döküntü boyun ve alt yüzü de içerecek şekilde yayılabilir (8)

Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Belirtileri daha fazla detay için

Gül Hastalığı (Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedenleri

Gül hastalığı neden olur? Gül hastalığına viral enfeksiyon neden olabilmektedir. Bu virüs, çalışmalara göre, herpes virüslerinden biri olabilmektedir. Çocuklar ve genç yetişkinler bilinmeyen nedenlerden dolayı daha hassastır. Hastalığın tekrarlanması nadir bir durumdur, ancak cilt döküntüsü yaşayan bir kişinin tekrar yaşayabilme olasılığı % 2’dir. Gül hastalığı bulaşıcı görünmemekle birlikte, evde bulunan diğer bireylerin kişisel temizliğine daha fazla dikkat etmesi faydalı olabilmektedir.

Gül hastalığı, tinea (mantar enfeksiyonu olarak da bilinir) veya sedef hastalığı gibi cilt koşullarıyla karıştırılabilmektedir, bu nedenle, dikkatli bir tanı gereklidir. Frengi gibi diğer daha seyrek hastalıklar da benzer bir döküntü oluşturabilmektedir. Laboratuvar analizleri için yamalardan birinden cilt biyopsisi alınabilir. (9)

Gül Hastalığı(Pityriasis Rosea, Rozasea) Nedenleri daha fazla bilgi için